Diyanet: Sosyal medyada başörtülü resim paylaşmak adaba aykırı

Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdullah Kahraman, Diyanet Aylık Mecmua’sinin 2019 sayısında piyasaya sürülen makalesinde, ‘Toplumsal medyada helal ve haram belirsizliği’ konusunu kaleme aldı.

Toplumsal medya, helal ve haram sınırları belirsiz hale getirdi

Prof. Dr. Kahraman “Sanal Dünyada Helal ve Haram Sınırları” başlıklı yazısında mühim mesajlar verdi. Kahraman, toplumsal medyanın Müslümanların hayatından mühim şeyleri alıp götürdüğünü ifade ederek şunları söylemiş oldu:
 
“Oluşturulması, donanımı, yönetim edilmesi ve yönlendirilmesi Müslüman bir zihin ve ahlaktan kaynaklanmayan bugünün kontakt dünyası her geçen gün Müslümanın hayatından mühim şeyleri alıp götürmekte, Müslüman şahsiyetini ve zihniyetini örselemektedir. Bilhassa sanal dünyanın bu konudaki görevi ölçülemeyecek boyutlara varmış durumdadır. Sanal dünyanın büyüleyici ortamı ve atmosferi bilincinde olarak yada olmayarak birçok değerimizi hırpalamakta, zihin dünyamızı alt üst etmekte ve gittikçe bizi kendimize yabancı hale getirmektedir. Başka bir ifadeyle sanal ortamda ve bilhassa toplumsal medyada helal ve haram sınırları iyice belirsizleşmiş durumdadır.”

Sanal mecra “şüpheli” alan mı?

Mahremiyet ihlalleri ile sınırsız ve ölçüsüz konuşmaları örnek göstererek, toplumsal medyanın Müslümanların da davranış biçimlerini dönüştürdüğünü kaydeden Kahraman, Müslümanların her ortamda olduğu şeklinde, sanal dünyada haram ve helal sınırlarına dikkat icap ettiğini belirtti.

Harama direkt bulaşmanın her insanın her an düşünebileceği bir durum olmadığını belirten Kahraman, “Sadece mekruh olarak ifade edebileceğimiz ‘şüpheli alan’ bu aşamada ıslak bir zemin oluşturabilmektedir. İlk etapta harama düşmekten çekinen kimi Müslümanlar, birazcık da nefislerinde meseleyi hafifletme ve meşrulaştırma düşüncesiyle mekruh bölgeye daha rahat girebilmektedir” dedi.

Kahraman, helal ve haram olmasında kuşku edilenler mevzusunda ihtiyatlı davranılması icap ettiğini beyan etti. Hz. Peygamber’in (asm) helal ve haram sınırlarını açıklarken ve bu ikisi arasındaki şüpheli bölgeye dikkat çektiğini hatırlatan Kahraman şu şekilde devam etti:

“Bugün Müslümanlar olarak sanal dünya ile sınanmakta olduğumuz bir gerçektir. Bu imtihanı başarı göstermiş bir halde geçmenin yolu “Ey inanç ederler! İman edin…” (Nisa, 4/136) ayetiyle ifade edilmiş olduğu şeklinde imanımızın, şahsiyetimizin ve Müslüman kimliğimizin bilincinde olmaktır. Bu farkındalık bizlere helal ve haram sınırlarını hatırlatacak, bu iki bölge içinde mayınlı denebilecek “şüpheli” bir alanın bulunduğunu öğrenecektir. Müslüman irfanı bu şepheli bölgeden “Tanrı’a karşı mesuliyet bilinci” olan “takva” ile kendisini kurtarabilecektir.”

Kahramanın yazısından ek olarak şunları beyan etti:

Tesettüre uygun fotoğraf paylaşmak tercih edilmeyen adaba aykırı ve tedbirsiz bir davranış

“Toplumsal medyada meydana getirilen paylaşımların hepsi, dini yargı olarak aynı kategoride olmayabilir. Şu demek oluyor ki bu alanda her mahremiyet ihlali haram sayılacak dereceye varmamış olabilir. Sadece ilk etapta mekruh yada adaba aykırı olsa bile zaman içinde ve varacağı netice bakımından haram sınırlarına girmiş olur. Sözgelişi, telefon, adres ve tesettüre uygun fotoğraf paylaşmak tercih edilmeyen adaba aykırı ve tedbirsiz bir davranışken fena niyetli kullanıcılar tarafınca istenmeyen vakalara yol açabilir”

Toplumsal medyada Müslüman bilinci

“Toplumsal medyanın kurduğu ahlaksızlık batağına ve ölçüsüzlük tuzağına düşmemek için Müslümanların bu alanda meşru hususları paylaşmaları, toplumsal medyayı yararlı informasyon ve haberlerden yararlanan ve yararlanılan bir vasıta haline getirmeleri gerekir. Bu aracın ibadette riyaya götürmüş olan, aile, fert, hasta mahremiyetini ihlal eden, insanlara üstünlük taslayan, özentiyi, kıskançlığı artıran, samimiyetsizliği besleyen paylaşımlara alet edilmemesi Müslüman ahlakı açısından en elverişli yoldur.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir